Psikoloji
Kendinizle Konuşma Şekliniz Beyninizi Etkileyebilir mi? Araştırmalar İç Sesin Duygular Üzerindeki Rolünü Gösteriyor
Nörobilim çalışmalarına göre iç konuşma sırasında dil işleme, dikkat ve kişinin kendisi hakkında düşünmesiyle ilişkili çeşitli beyin bölgeleri etkinleşebiliyor. Özellikle medial prefrontal korteks ve varsayılan mod ağı olarak bilinen sinir ağı, kişinin kendi deneyimlerini değerlendirmesi ve geçmiş ya da gelecekle ilgili düşünceler üretmesi sırasında rol oynuyor. Ancak iç konuşma her zaman olumlu sonuçlar doğurmuyor. Kişinin üzücü olayları, hatalarını veya endişelerini çözüm üretmeden sürekli zihninde tekrar etmesi “ruminasyon” olarak tanımlanıyor. Araştırmalar, yoğun ve tekrarlayıcı ruminasyonun depresyon ve kaygı belirtileriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Bilim insanlarının dikkat çektiği yöntemlerden biri, kişinin kendisiyle konuşurken kullandığı bakış açısını değiştirmesi. University of Michigan ve Michigan State University araştırmacılarının gerçekleştirdiği çalışmalarda, insanların stresli durumları değerlendirirken “Ben neden böyle hissediyorum?” yerine kendi isimlerini kullanarak veya üçüncü şahıs bakış açısından düşünmelerinin duygusal tepkileri etkileyebildiği görüldü. “Psikolojik mesafe” olarak adlandırılan bu yaklaşım, kişinin yaşadığı olayı daha dışarıdan değerlendirmesine yardımcı olabiliyor. Bazı deneylerde bu yöntemin duygusal sıkıntıyı azaltabildiği ve kişinin düşüncelerini daha kontrollü biçimde düzenlemesini destekleyebildiği bildirildi.
Ancak bu sonuçlar olumlu cümleler tekrar etmenin beyni otomatik olarak yeniden programladığı anlamına gelmiyor. İç konuşmanın etkisi kişinin psikolojik durumuna, düşüncelerin içeriğine ve içinde bulunduğu koşullara göre değişebiliyor. Ayrıca olumsuz duyguları tamamen bastırmak veya sürekli olumlu düşünmeye çalışmak her zaman yararlı olmayabilir. Araştırmaların ortaya koyduğu önemli nokta, kendimizle konuşurken kullandığımız dilin duygularımızı değerlendirme biçimimizi etkileyebileceği. Özellikle zorlayıcı anlarda kendimize daha dengeli, gerçekçi ve anlayışlı bir bakış açısıyla yaklaşmak, stresle başa çıkmayı destekleyen yöntemlerden biri olabilir. Beynimizin düşüncelerimizi işleme biçimi karmaşık olsa da iç konuşmalarımız, duygusal deneyimlerimizin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Kaynak: https://psycnet.apa.org/doiLanding?doi=10.1037%2Fa0035173









