Beslenme
ENFLASYON VE BESLENME ÇANTASI
Bir yanda yükselen gıda fiyatları ve aile bütçesini zorlayan okul masrafları, diğer yanda çocukları obezite, diyabet ve diğer sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilen aşırı işlenmiş gıdalardan uzak tutma çabası bulunuyor.
Market raflarında çocukları cezbeden tasarımlarıyla çok sayıda ürün yer alırken, etiketlerde kullanılan ifadeler de velilerin seçim yapmasını zorlaştırabiliyor. Peki bir çocuğun beslenme çantasında gerçekten neler olmalı? Sandviçten meyveye, süt ürünlerinden paketli atıştırmalıklara kadar hangi seçenekler daha dengeli? Kısıtlı bir bütçeyle sağlıklı bir beslenme çantası hazırlamak mümkün mü?
GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞ BESLENME ÇANTASINI DA ETKİLİYOR
Gıda fiyatlarındaki artışın hane gelirlerindeki artışın önüne geçmesi, sofradaki besleyici değeri yüksek gıdaların miktarını ve çeşitliliğini azaltabiliyor. Bu durumdan en fazla etkilenen gruplardan biri de çocuklar. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında yıllık artış yüzde 33,79 seviyesine ulaştı. Gıda grubunun yıllık enflasyona katkısı ise 8,12 puan olarak açıklandı.
Başka bir ifadeyle, bir önceki yıl aynı ürünlere 100 lira ayıran bir ailenin, fiyatların aynı oranda arttığı varsayıldığında bugün yaklaşık 134 liraya ihtiyacı bulunuyor. Ancak mesele yalnızca beslenme çantasına daha az gıda konması değil. Ekonomik baskı arttıkça çantanın içeriği ve besin kalitesi de değişebiliyor.
SAĞLIKLI BESLENME ÇOCUĞUN HAKKI
Gelir yetersiz kaldığında aileler daha pahalı ancak besleyici değeri yüksek gıdalardan kısmak zorunda kalabiliyor.
Peynir, yoğurt, yumurta, meyve ve kuruyemiş gibi gıdaların yerini daha ucuz, uzun süre saklanabilen kek, bisküvi ve kraker gibi ultra işlenmiş ürünler alabiliyor.
Gıda Mühendisi ve Akademisyen Dr. Bülent Şık, çocuk beslenmesinin yalnızca ailelerin sorumluluk alanına bırakılmaması gerektiğini vurguluyor. Şık, sağlıklı beslenmenin bir çocuk hakkı olduğunu belirterek okullarda her çocuğa en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sunulmasının önemli bir sosyal politika ihtiyacı olduğunu ifade ediyor.
KALORİ ALMAK İYİ BESLENMEK ANLAMINA GELMİYOR
Bir çocuk yeterli miktarda kalori alabilir ancak buna rağmen dengeli ve yeterli beslenmiyor olabilir. Karnının doyması; protein, vitamin, mineral ve lif gibi temel besin öğelerini yeterli miktarda aldığı anlamına gelmez. Bu nedenle çocukların beslenmesinde yalnızca miktara değil, gıdanın niteliğine ve çeşitliliğine de dikkat edilmesi gerekiyor.
ULTRA İŞLENMİŞ GIDALAR NEDİR?
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre ultra işlenmiş ürünler, büyük ölçüde veya tamamen gıdalardan türetilmiş maddelerden oluşuyor ve çok az miktarda bütün gıda içerebiliyor. Bu ürünlerin üretiminde genellikle birden fazla endüstriyel işlem uygulanıyor ve ev mutfağında yaygın olarak kullanılmayan bileşenlere yer verilebiliyor. Ultra işlenmiş gıdalar çoğu zaman yüksek miktarda şeker, tuz ve yağ içerirken lif bakımından düşük olabiliyor.
ULTRA İŞLENMİŞ GIDALAR VE ÇOCUKLARDA OBEZİTE RİSKİ
Ultra işlenmiş gıda tüketiminin obezite ve metabolik sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceğini gösteren çok sayıda araştırma bulunuyor. Çocuklar ve ergenlerdeki en güçlü bulgulardan biri obeziteyle ilgili. 155 bin ergeni kapsayan 23 çalışmanın değerlendirildiği yakın tarihli bir meta analizde, ultra işlenmiş gıdaları daha fazla tüketenlerde fazla kilo veya obezite görülme olasılığının yüzde 63 daha yüksek olduğu bildirildi.
Bu ilişkinin arkasında bu ürünlerin genellikle enerji yoğun, şeker, tuz ve yağ açısından yüksek, lif açısından ise düşük olması gibi çeşitli faktörlerin bulunabileceği düşünülüyor. Çocukluk ve ergenlik döneminde gelişen obezite, ilerleyen yaşlarda insülin direnci, prediyabet, tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, yağlı karaciğer ve metabolik sendrom riskini artırabiliyor.
YETİŞKİNLERDE DE BENZER BULGULAR VAR
Yetişkinleri de kapsayan geniş çaplı araştırmalar, ultra işlenmiş gıda tüketimi ile çeşitli sağlık sorunları arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor. Yaklaşık 9,9 milyon kişilik verinin değerlendirildiği bir BMJ derlemesinde yüksek ultra işlenmiş gıda tüketimi; tip 2 diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalıklar dahil birçok olumsuz sağlık sonucuyla ilişkilendirildi.
HER PAKETLİ GIDA ULTRA İŞLENMİŞ DEĞİL
Uzmanlar, her paketli gıdanın ultra işlenmiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle vurguluyor. Sade yoğurt, süt, yulaf veya kuru bakliyat da paketli şekilde satılabiliyor. Burada temel belirleyici unsur ambalaj değil, ürünün nasıl üretildiği ve hangi bileşenleri içerdiği.
Çocuklara yönelik pazarlanan bazı meyveli yoğurtlar, aromalı ve kakaolu sütler, kahvaltılık gevrekler, meşrubatlar, meyve aromalı içecekler, granola barlar, paketli kekler, gofretler, dolgulu bisküviler, cipsler, hazır tatlılar ve nugget gibi ürünler sağlıklı bir görüntüyle pazarlanabiliyor. Ancak bu ürünlerin tamamı aynı içeriğe sahip değil. Bu nedenle ürünün gerçekten ultra işlenmiş olup olmadığını anlamak için etiket okumak gerekiyor.
ETİKETTE NELERE BAKILMALI?
İçerik listesinde aroma vericiler, renklendiriciler, tatlandırıcılar, emülgatörler, kıvam artırıcılar, modifiye nişastalar, protein izolatları veya çeşitli şuruplar gibi endüstriyel bileşenlerin bulunması ürünün ultra işlenmiş olabileceğine işaret edebilir. Şeker içeriği de dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri.
Uzmanlar ayrıca “Bu ürün hangi gerçek gıdanın yerine geçiyor?” sorusunun sorulmasını öneriyor. Örneğin meyvenin yerine meyve aromalı içecek, sade yoğurt ve meyvenin yerine yüksek şeker içeren aromalı bir ürün tercih ediliyorsa ürünün içeriğinin daha dikkatli incelenmesi gerekiyor.
BESLENME ÇANTASINDA NELER OLMALI?
Beslenme çantasında mümkün olduğunca mevsim sebzeleri ve meyvelerine yer verilebilir.
Bir gün haşlanmış yumurta, ekmek ve mevsim meyvesi; başka bir gün peynirli sandviç, domates ve salatalık tercih edilebilir. Mercimekli veya nohutlu dürüm ve ayran da alternatif olabilir. Sade yoğurt, meyve ve leblebi gibi pratik seçenekler de beslenme çantasında yer alabilir. Temel içecek olarak su tercih edilmeli, meyve suyu yerine mümkün olduğunca meyvenin kendisi tüketilmelidir.
Amaç pahalı veya özel ürünler satın almak değil; olabildiğince sade, az işlenmiş ve çeşitli gıdalardan oluşan bir beslenme düzeni kurmaktır. DÜŞÜK GELİRLİ AİLELERE “İŞLENMİŞ GIDA ALMAYIN” DEMEK YETERLİ DEĞİL Ailelerin ekonomik koşulları da çocukların beslenme biçimini doğrudan etkiliyor.
Gelir azaldıkça ucuz, doyurucu, kolay ulaşılabilir ve uzun raf ömrüne sahip ürünlere yönelim artabiliyor. Bu nedenle ultra işlenmiş gıda tüketiminin yaygınlaşmasını yoksullaşmadan bağımsız değerlendirmek mümkün değil.
Ailelere yalnızca “yanlış seçim yapıyorsunuz” demek, meselenin ekonomik ve sosyal boyutunu göz ardı etmek anlamına geliyor.Beslenme tercihleri; gelir düzeyi, çalışma koşulları, zaman kısıtı ve ulaşılabilir gıda seçenekleri gibi çok sayıda faktör tarafından şekilleniyor.









